VİTAMİN ve MİNERAL DEPOSU SEBZELER

03.04.2011

 
VİTAMİN ve MİNERAL DEPOSU SEBZELER

ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, sarımtırak, yeşil veya sarı, üzeri yeşil lekeli, irice bir çeşit hıyardır. Yemeklik ve turşu yapımında kullanılır.
BALKABAĞI
Balkabağı bir beta-karoten kaynağıdır. Turuncu renkli bu sebze mineraller bakımından da oldukça zengindir. Balkabağı; Demir, potasyum, sodyum, fosfor, kalsiyum ve magnezyum içermektedir… Çocuklarda sağlıklı kemik gelişimine katkıda bulunur. Demir içermesi nedeni kansızlığı önler.
Bol miktarda lif içermektedir. Bu lifler bağırsak hareketlerini artırırlar.
Hem bu etkisi hem de toksin emici etkisiyle balkabağı mide ve bağırsak kanserlerine karşı koruyucu kalkan oluşturur. Bol lif içeren sebze ve meyvelerin düzenli tüketilmesinin kilo kontrolünde de önemi büyüktür. Kabızlık ve hemoroit sorunu olanlar için de mükemmel bir sebzedir.
Bu harika sebzenin tatlısı çok sevilir. Ayrıca çorba, pasta, kek, muhallebi ve kurabiyelerde değişik bir tat verir. Reçeli de oldukça ilginçtir.
BAKLA
Bakla, baharın habercisidir. Kısa ömürlü olduğu için bitkiler dünyasında en nazlı sebze olarak bilinir. Nisan-Haziran dönemlerinde pazar tezgâhlarında yer alır. Türk mutfağının sevilen sebzelerinden biridir, taze ve kuru olarak tüketilir. Çorbası, etli ve zeytinyağlı yemeği yapılır.
Vitamin ve protein açısından son derece zengin bir besin olan baklanın taneleri tazeyken yeşil, kuruyunca kahverengidir. Kuru Bakla, Taze Baklaya göre daha besleyicidir. Ayrıca Bakla B1, B2, B6 ve K vitaminlerinin yanı sıra potasyum ve magnezyum mineralleri açısından da oldukça zengindir.
Bakla hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Böbreklere oldukça yararlıdır: Böbrek ağrılarını hafifletir, böbrek kumlarının ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Göğüs hastalıkları ve öksürüğe iyi gelir.
BAMYA
Ebegümecigiller ailesindendir. Ülkemizde sebze olarak hemen her yerde yetiştirilmektedir. Özellikle Sultani, Amasya, Yalova ve Balıkesir bamya çeşitleri en bilinenleridir. İçinde A vitamini, B1, B2 ve C vitamini vardır. Demir ve magnezyum yönünden oldukça zengin bir bitkidir.
Taze ve kuru olarak değerlendirilebilir. Çorbası ve yemeği yapılır.
Lif oranı yüksek olan bamya kabızlık tedavisi ve bağırsakların düzenli çalışması için faydalıdır. Kanı temizler, idrar söktürür, halsizliğe iyi gelir.
BEZELYE
Protein, lif ve nişasta açısından zengin bir besindir. A, C ve B grubu vitaminlerinin yanı sıra demir, fosfor ve potasyum gibi mineralleri de içinde barındırır. Bezelye kansızlığı önleyen, kan kanseriyle savaşan ve sinir sistemini rahatlatan, büyük-küçük herkesin sevdiği bir sebzedir. Taze ve kuru olarak bulunabilen bezelye, büyük bir familyadan gelmektedir. Kuru bezelye protein ve nişasta açısından taze bezelyeden daha zengindir. Bununla birlikte, taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır. Piyasada, dondurulmuş, kurutulmuş, konserve ve taze olarak bulunabiliyor. Dondurulmuş olanları son derece pratiktir. Kurutulmuş olanları ise özellikle püre ve çorbalarda tercih etmek gerekir.  Etli ve kıymalı yemeğinin yanı sıra birçok ana yemeğin yanında garnitür olarak da kullanılır.
BİBER
Patlıcangillerden, ülkemizde bol yetişen, aynı adla anılıp tazeyken yeşil ve çoğu zaman acı meyveleri olan bir bitkidir. Ülkemizde başlıca şu cinsleri yetişir: 
Sivri biber, sulak yerde yetişirse tatlı olursa da, genellikle acıdır. Tazeyken yeşildir. Fazla olgunlaşırsa veya güneşte kurutulursa kızarır. Sebzeden çok baharat olarak kullandığımız acı biber Asya, Hint ve Meksika Mutfağı’nda bizde ise özellikle güney bölgelerde oldukça sık kullanılır.  
Çarliston biber, sivri biberden daha kalın, daha etlidir genellikle tatlıdır.
Domates biberi, domatese benzer, yayvan yapılıdır. Rengi kırmızıdır, ama acı değildir.
Dolmalık biber, yeşil ve sarı cinsleri vardır. Dolmalık biber de fazla olgunlaşınca veya güneşte kurutulunca kızarır. Ülkemizde oldukça bol olan ve sevilen bu sebzeye İngiltere’de tatlı biber denilmektedir. Hoş lezzeti ve görüntüsüyle salatalara renk katan biberin kızartması, etli ve zeytinyağlı dolması yapılır. Kurutularak, kış aylarında da kullanılan bir sebzedir.
Paprika, ülkemizde kırmızıbiber, Avrupa'da Paprika diye bilinen bu cins biber tazeyken bile kırmızıdır ve genellikle çok acıdır. Macarların ünlü gulaş ve benzeri yemeklerinde kullandıkları biber budur. Bütün biberler kurutulup kırmızı bir renk aldıktan sonra tuz durumuna getirilir, buna " kırmızıbiber " adı verilir ve " çok acı ", " acı ", " az acı " ve " tatlı " olarak ayrı satılır. Kırmızı renkli domates biberinden " biber salçası " yapılır. Biber salçası Güney Anadolu'da çok kullanılmaktadır. Bazı bölgelerde güneşte kızarmış tatlı biberlerden de biber salçası yapılmaktadır.
BROKOLİ
Karnabaharla aynı aileden gelen brokoli ülkemizde son yıllarda aranılan bir sebze oldu. Brokolide havuçtan daha fazla beta-karoten bulunmaktadır. B 1 ve C vitamini ile kalsiyum, selenyum ve potasyum açısından da zengindir.
Antibiyotikler bağışıklık sistemini zayıflatıcı etkide bulunmasına rağmen brokoli hem antibiyotik özelliği göstermekte hem de bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Lifli yapısı ile sindirimi kolaylaştırır. İdrar yolu hastalıkları ve prostata karşı koruyucudur. Kemik erimesi ve kansızlığa iyi gelir.
Brokolinin çorbası, yemeği ve salatası yapılır. Ayrıca et yemeklerinin yanında garnitür olarak da kullanılır. Ancak brokoliyi asla fazla pişirmemelidir.
DOMATES
Aslında sebzeden çok meyve demek daha yerinde olur. Birçok yemeğe tat katan domates şarap, yumurta ile birlikte özellikle Akdeniz mutfağının vazgeçilmez malzemesidir. Çiğ olarak, salça, ketçap veya turşu yapımında kullanılabilir.
Domates demir, potasyum, kalsiyum ve fosfor mineralleri ile A, B ve C vitaminleri açısından oldukça zengin bir besindir.
Özellikle lif açısından zengin kabuklarıyla yenildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve kabızlığı giderir. İyi bir idrar söktürücüdür. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Kanı temizler. Kanseri, özellikle de prostat kanserini, önlemede çok etkilidir. Kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Damar sertliği ve romatizmaya iyi gelir. Yaşlanmayı geciktirir. Cilde tazelik ve zindelik verir.
ENGİNAR
Enginar, A ve C vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor mineralleri açısından zengindir. İki tip enginar vardır. Ancak küreyi andıran gövdesiyle Kudüs enginarı diye tanınan çeşidi en sık rastlanan enginardır. Dış yaprakları ayrıldıktan sonra buharda 30 dakika kadar pişirilip sos eşliğinde yenebilir. Bahsettiğimiz enginar ayçiçeği ailesinden gelen köklü bir sebzedir. Zeytinyağlısı ve etli yemeği yapıldığı gibi püresi veya haşlaması yapılabilir. Çorba ve salatalara katılarak bir çeşni yaratılabilir. Ayrıca çiğ olarak salata niyetine yenebilir.
Enginar karaciğer için çok faydalıdır; karaciğeri korur ve karaciğer hastalıklarının daha çabuk iyileşmesini sağlar. Karaciğer, böbrek ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve böbrek kumlarını döker. Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Kandaki şeker oranını ayarlar, kolesterolü düşürür. Vücuda dinçlik verir. Bedeni ve zihinsel yorgunluğu giderir. Meme, rahim ağzı ve prostat kanserini önlemeye yardımcı olur. Enginar kalbi ve damar sağlığını korumakta da etkilidir. Hücrelerin yıpranmasını engelleyerek yaşlanmanın etkilerini azaltır. Sarılıkta faydalıdır. Romatizma şikâyetlerini azaltır. İshali keser. Ter kokusunu giderir.
FASULYE
Tam bir protein deposu olan fasulye A, B9 ve C vitamini ile demir ve magnezyum mineralleri açısından zengindir. Ayrıca, B5 vitamini ve kalsiyum içerir. Lif açısından da zengindir.
Oldukça geniş bir aileden gelen fasulyenin boncuk, ayşe, çalı fasulyesi gibi adlandırılan türlerinin yanı sıra pembemsi renkte kabuklu olanları da bulunur. Türk mutfağında en çok kullanılan sebzelerden biridir. Yaz aylarında ülkemizde bol miktarda üretilir. Kışın da seralarda yetiştirilir. Taze ve kuru olarak tüketilir. Zeytinyağlı ve etli yemeği yapılır. Çorbalarda kullanılır. Piyazı sevilerek yenir.
Fasulye vücuda güç ve enerji vererek, bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Vücudun gelişimini ve onarımını destekler. Kemikleri güçlendirir. Romatizma ve siyatik şikâyetlerini azaltır. Böbrek rahatsızlıklarında etkilidir. Böbrekleri kuvvetlendirir. Böbrek kumu ve taşlarını dökmeye yardımcı olur. Sinirleri kuvvetlendirir ve kalp çarpıntısını giderir. Kandaki şeker miktarını düşürerek şeker hastalığına karşı faydalı olur.
HAVUÇ
Tatlı ve gevrek bir lezzeti olan havuç gerek çocukların gerekse yetişkinlerin zevkle yediği bir sebzedir. Yemeklerin yanına garnitür olarak konulduğu gibi yoğurtlu ve sarımsaklı ya da tek başına da yenebilir. Çorba, salata ve kek yapımında da kullanılır. Ayrıca havucun suyu ve turşusu da tüketilir.
Bol miktarda A vitamini barındıran Havuç B, C, D ve E vitaminleri açısından da oldukça zengindir. Ayrıca karoten, şeker ve fosfor ihtiva eder.
Havuç bağırsakları çalıştırarak sindirime yardımcı olur. İdrar ve gaz söktürücüdür. Kabızlığı giderir, ishali keser. Bağırsak iltihaplarını ve böbrek ağrılarını giderir. Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur. Vücuda, kalbe ve gözlere kuvvet verir. Cinsel gücü arttırır. Bitkinliğe ve Kansızlığa iyi gelir. Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarına ve öksürüğe karşı faydalıdır. Kansere karşı koruyucudur. Kandaki kolesterol oranını düşüren Havuç, kalp hastalıkları ve damar sertliğine faydalıdır. Kalp krizi ve felç riskini azaltır. Vücuttaki zararlı maddeleri uzaklaştırmaya yardımcı olarak kanı temizler. Cilde tazelik ve canlılık verir. Cilt hastalıklarına karşı yararlıdır. Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir. Diş etlerini güçlendirir.
ISPANAK
Ispanak (spinacia oleracea) geçmişi pek bilinmeyen bir sebzedir. İlk kez İran ya da Uzakdoğu’da yetiştirildiği ve kullanıldığı sanılıyor. Bildiğimiz ıspanağın iki türü var; Yaz ıspanağı ve kış ıspanağı. Dolayısıyla ıspanak, yılın her mevsiminde bulunan ve tüketilen bir sebzedir.
Ispanak yüksek seviyede A ve C vitamini içerir. Bunu yanı sıra ıspanakta, B-6, kalsiyum, demir ve magnezyum da bulunur. Bağışıklık sistemini destekler, cilt ve saç sağlığını korur.
Ispanak vücudun dayanıklılığını arttırır ve vücuda kuvvet verir. Yorgunluğu giderir. Zihni kuvvetlendirir. Yaşlılığa bağlı öğrenme güçlüklerini giderir. Ispanak, kansızlığa iyi gelmesinin yanında kanser, kalp ve damar hastalıkları ile soğuk algınlığı, ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarına karşı da faydalıdır. Yüksek tansiyona, felce ve özellikle yaşlanmaya bağlı görme bozukluklarına iyi gelir. Hamilelere ve doğacak çocuğa güç verir. Sinirleri yatıştırır ve sakinlik verir. Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürücüdür. Hemoroite (Basur) iyi gelir. Yara ve yanıkların iyileşmelerini hızlandırır. Kemikleri ve dişleri güçlendirir. Diş çürümelerini önler. Kolesterolü düşürür. Şeker hastalarına yararlıdır.
Ispanak salatalara ve çorbalara katılabileceği gibi yemeği de yapılır. Ispanağı kaynatıp suyunu içmek vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Cilt bakımı için de kullanılır. Ispanak kaynamış süte batırılıp yüze ve boyna maske yapılabilir. Bu maske sivilcelere karşı da yararlıdır.
Uyarı: Ispanağın bütün bu yararlarının yanında romatizma, gut hastalığı, eklem iltihabı ve böbrek taşı olanlara tavsiye edilmez.
KARNABAHAR
Bu sebzenin geçmişi oldukça eskilere uzanır. İlk kez 13. yüzyılda Avrupa’da yetiştirilen karnabahar, küremsi çiçek kısmı ve bol yapraklardan oluşur.
Zeytinyağlı ve etli yemeği, fırında peynirli suflesi, salata ve kızartması yapılan karnabaharı limonla ve mayonezle birlikte çiğ olarak aperatif niyetine de yemek hoş olur. Vitamin ve lezzetini korumak için fazla pişirilmemelidir.
Karnabahar vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin bir sebzedir. İçinde A, C, B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, fosfor, fosfat ve demir mineralleri bulunmaktadır.
Vücuda kuvvet vererek zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderici bir etkiye sahiptir.  
 
KEREVİZ
 
 
Maydanozgiller ailesinden olan kerevizin anayurdu Akdeniz’dir. Tarihi çok eskilere, antik Yunan’a kadar dayanır. 2500 yıl önce hekimlerin babası Hipokrat, “altüst olmuş sinirleriniz için kereviz besininiz ve ilacınız olsun” demiştir.
B vitamini, demir ve kireç yönünden zengin olan kereviz içerdiği bu maddeler sayesinde sinir rahatsızlıklarına, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına iyi geliyor.
Zeytinyağlısı ve yahnisi yapılan salata ve aperatif olarak yenebilen kereviz özellikle İtalyan Mutfağı’nda çok sevilen bir sebzedir. Bizde özellikle kış aylarında sofralarımızda yer alır. Dolması da yapılır. Yemek pişirirken koku yapmaması için yapraklarından da faydalanabilirsiniz.
 
100 gr. Kerevizin sap/yaprak  besin değerleri:
• 17 kalori; 0,9 gr. 
• Protein; 3,9 gr. 
• Karbonhidrat; 0 
• Kolesterol; 0,1 gr. 
• Yağ; 0,6 gr. 
• Lif; 29 mgr. 
• Fosfor; 39 mgr. 
• Kalsiyum; 0,3 mgr. 
• Demir; 126 mgr. 
• Sodyum; 341 mgr. 
• potasyum: 240 IU 
• A vitamini; 0,03 mgr. 
• B1 vitamini; 0,03 mgr. 
• B2 vitamini; 0.3 mgr. 
 B3 vitamini: 0,06 mgr. 
• B6 vitamini; 8 mcgr. 
• Folik asit; 9 mgr. 
• C vitamini ve 0,5 mgr. E vitamini.
 
Kereviz kökü’nün  100 gr. besin değerleri:
 40 kalori; 1,8 gr. protein; 8,5 gr. karbonhidrat; 100 mgr. Sodyum ve 300 mgr. Potasyum.
Gördüğünüz gibi, kereviz kökü'nün yanı sıra, sap ve yaprakları da çok faydalı. Pazardan aldığımız kerevizin yapraklarının,  genellikle küçük bir kısmını yemek için kullanırız, geri kalan kısmı atılır. Demir ve Folik içeren ve asit açısından çok zengin bir aroması olan yapraklarla, çok lezzetli çorbalar ve yemekler yapabilirsiniz. Eğer sadece kerevizin kökü ile yemek yapacaksanız, yapraklarını kurutabilir, her zaman (bilhassa etli) yemeklerde, çorbalarda, salatalarda, maydanoz ve çeşni gibi kullanabilirsiniz. Yemeğinizin tadını daha yoğunlaştırır ve güzel bir aroma oluşur.
 
Yaprakları Kurutma Yöntemi:
 
 
Kereviz yapraklarını topraklardan arındırdıktan sonra yıkayıp, suların gitmesi için süzün.
Bir tepsinin üzerini kâğıt ile örtün, üzerine yaprakları serin ve müsait bir odada kurumaya bırakın.
Kuruyan yaprakları, her gün ters yüz yapın.
Renkleri zamanla değişmeye başladığında,
(yaklaşık 1- 2 hafta sonra)yavaş yavaş kıvamına gelmiş demektir.
Elinize aldığınızda, kuru nane gibi dağılıyorsa, olmuştur.
Kuruyanları hava almaz kaplara, veya kavanozlara koyup ileride kullanmak üzere dolaba kaldırın.
Yakışacağını düşündüğünüz yemeklerde, özellikle etli yemeklerde ve çorbalarda kurutulmuş yaprakları kullanabilirsiniz.
Yemeklerinize ayrı bir lezzet ve tat katacaktır.
Kerevizin taze yapraklarını salata şeklinde değerlendirebilirsiniz veya ince ince kıyarak buzluk torbasına koyup, buzlukta muhafaza edin.
Özellikle zeytinyağlı, patatesli yemeklere, salatalara, dolma içlerine kullanabilirsiniz.
Diğer bir tarif ise, kereviz yapraklarını zeytinyağında kavurup, üzerine yoğurt dökerek yemektir. Gelelim Salatasına, kerevizinizi pişirdikten sonra bu salatayı deneyin, tadı çok güzel oluyor.
 
 
LAHANA
En çok bilinen türleri beyaz lahana, kırmızılâhana, karalâhana ve Brüksel lahanasıdır. Özellikle kış aylarında oldukça aranan bir sebze olan beyaz lahananın etli ve zeytinyağlı dolması, kapuskası, salatası ve turşusu yapılır. Herhangi bir vitamin kaybına uğramaması için buharda pişirme veya az haşlanması önerilmektedir. Kırmızılâhananın salatası yapılırken içine elma sirkesi ilave edilirse hem rengi hem de lezzeti korunmuş olur.
Lahananın içerisinde bol miktarda B, C, E vitaminleri ve potasyum vardır. Şeker ve romatizma rahatsızlıklarında faydalı olan lahananın idrarı söktürme ve kanı temizleme özelliği de vardır.
Sadece lahanada bulunan U vitamini mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyarak mevcut olan yaraların iyileşmesini sağlar.
MANTAR
Bileşiminde selenyum, potasyum, fosfor, kalsiyum, demir ve bakır ile A, B 1, D, P vitaminleri, protein, karbonhidrat ve çok az miktarda yağ bulunur.
İçerdiği protein sayesinde etin yerini tutar. Çok düşük kalorili olduğundan kilo sorunu olanlar özellikle mantar tüketmelidir. Bu özelliğinden dolayı bütün diyet listelerinde yer alır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci arttırır. Göze ve vücuda kuvvet verir. Kansızlığa ve zihinsel yorgunluğa iyi gelir. Öğrenme yeteneğini arttırır. Başta göğüs olmak üzere pek çok kansere karşı korur. Astım, romatizma ve kalp hastalıklarına iyi gelir.
* Mantar vücuda üre asidi bıraktığı için, romatizmalılara tavsiye edilmez.  
Ülkemizde yediğimiz mantarlar genelde kültür mantarlarıdır. Tepesi düğmemsi mantarlar, çanak kısmı geniş ve boş olan mantarlar ve istiridyeyi andıran mantarlar en çok görülen türlerdir. Ancak hafif genişleyen çanakları olanlar en lezzetli olanlarıdır. İstiridyeyi andıran türlerinin ise farklı bir lezzeti vardır. Satın alırken zehirli olması ihtimali göz önünde bulundurularak asla yabani mantar almamak gerekir. Kırlardan da gelişigüzel toplanmamalıdır.
Çorba, salata ve sotesi severek yenir. Krep, börek, konserve ve turşusu yapılır. Et yemeklerinin yanında garnitür olarak kullanılır.
MISIR
Vatanı Güney Amerika olan mısır, bizde çok aranan ve sevilen bir sebzedir. Taze olarak veya konserve ya da dondurulmuş olarak bulmak mümkün. Salata ve çorbalarda, et yemeklerinin yanında zevkle yendiği gibi tereyağı, tuz ve biberle de çok lezzetli olur.
Mısır tam bir vitamin ve mineral deposudur. B1, B3, B5, C vitaminleri, yüksek oranda lif ve fosfor ile magnezyum içerir.
Sindirim sistemi ve kalp üzerinde olumlu etkileri vardır. Kan şekerini dengeler.
Mısırın, unundan, nişastasından, tohumundan, koçanından, püskülünden, çiçeklerinden ve yağından yararlanılır. Mısır püskülü tam bir potasyum deposudur.
PANCAR
Anavatanı Akdeniz olan pancar A, B, C ve P vitaminleri ile fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko ve manganez içerir.
Güçlü bir sebze olan pancar, özellikle Rusların ünlü pancar çorbalarının ana malzemesini oluşturur. Bazı ülkelerde sirke, baharat ve kahverengi şeker ile karıştırılarak yemeklerin yanı sıra yendiği gibi, sadece salata olarak da yenebilir. Ülkemizde daha çok turşusu veya suyu tüketilir. Yemeklerin yanında sevilen bir mezedir. Yaprakları ise ıspanak yemeği gibi pişirilir.
Kırmızı pancarın suyu en güçlü kan düzelticilerinden biridir.
PATATES
İçinde, su, karbonhidrat, fosfor, demir, manganez, bakır, sodyum ve kalsiyum ile madensel tuzlar, B, B1, B6, K ve PP vitaminleri vardır.
Yoğun manganez içermesi nedeniyle saçı ve cildi besler. Vücudun madensel tuz, su ve vitamin eksikliğini karşılar. Sinir sistemini düzene sokar. İçerdiği selenyum ile kansere karşı koruyucudur. Enerji verir. Mide gazlarını gidererek, gastrit ve ülsere iyi gelir. Safra kesesi ve karaciğer yangılarını iyileştirir.
Yapısında fosfor bulunduğu için patates erkeğin cinsel gücünü arttırır. İtalyanlar patatese        “ Aşk yatağının kaloriferi” ismini verirler.
Almanların en çok tükettiği gıdadır ve genellikle kabukları ile et yemeklerinin yanına hazırlanır.
Patatesi soyduktan sonra suda bekletmek vitamin ve değerli tuzların yok olmasına sebep olur. Madensel tuzların bir kısmı eriyip suya karışır. Ayrıca K vitamini de ışığa ve oksijene karşı duyarlıdır.
Birçok çeşidi bulunan patatesin bizler ancak 3-4 çeşidini tanıyoruz. Güzel bir tadı olan eski patates, püre ve kızartmalar için uygundur. Büyük küçük herkesin sevdiği kumpir de eski patatesten yapılır. Ancak salatalar için taze patates kullanılması daha uygun olur. Küçük patatesler ise haşlanarak yenir.
PATLICAN
Yıl boyu yenen bu sebzenin yuvarlak ve yassı iki tipi bulunur. Genelde koyu mor renkli olur. Orijini Hindistan olmakla birlikte sonradan Araplar kendilerine mal etmişlerdir. Bizde de sevilen ve çok kullanılan bir sebzedir. Dolması, musakkası, imambayıldısı, karnıyarığı, salatası, reçeli ve kızartması yapılır. Börek ve çöreklerin içine konan patlıcan garnitür olarak da kullanılır. Turşusu da severek yenir. Normalde acı bir sebze olduğu için kullanmadan önce tuzlu suda bekletilmelidir.
Patlıcanda A, B ve C vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir mineralleri bulunur.
Sinirleri yatıştırır. Tansiyonu düşürür. Kalp çarpıntısını giderir. İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. 
PIRASA
Pırasa ya da Latince adıyla Allium Porrumu, insanlar sadece birkaç bin yıldır yetiştirip, yiyorlar. Anayurdu tam olarak bilinmemektedir. Pırasa Ağustos ayından ilkbahara kadar yenir. En iyi ve lezzetli zamanı ise kış mevsimidir. En iyi pırasa yeşil ve beyaz kısımları birbirine eşit olandır. Küçük ve orta boy pırasalar geniş ve büyük olanlardan daha yumuşak olurlar. Çorbası, böreği, zeytinyağlı ve etli yemeği, beyaz kısmından da dolması ve mücveri yapılır. Zeytinyağlı ve etli yemeği uzun süre pişirilmemelidir, yoksa helmelenir ve püre gibi olur. Pırasanın tadı soğanı andırır.
Pırasa, A, B1, B2 ve C vitaminleri ile kalsiyum, demir, fosfor ve potasyum mineralleri ve yüksek oranda lif içeriyor.
Göğsü yumuşatarak, öksürüğe iyi geliyor. Hazmı kolaylaştırarak kabızlığı gideriyor.
SAKIZ KABAĞI
Ülkemizde sevilen ve oldukça bol bulunan bir sebzedir. Körpe olanları tercih edilir ve hafif pişirilerek tereyağı, tuz ve biberle beraber servis yapılır. Domates ile birlikte hoş bir uyum yaratan kabak, kızartması, etli ve zeytinyağlı yemeği, çorbası, dolması, mücveri ve salatası yapılabilen bir sebzedir. Böreklere peynir ile birlikte lezzet katar.
Protein ve karbonhidrat içerir. Potasyum minerali ile folik asit ve C vitamini bakımından zengindir.
Kabak sakinleştirici bir besindir. Sinirli kişilerle uykusuzluk çekenlere iyi gelir. Yüksek tansiyon rahatsızlığına iyi gelir. Mide ve bağırsakları yumuşatarak kronik kabızlığı giderir. Kan şekerini düşürücü özelliği vardır.
SALATALIK
Tüm dünyada lezzeti, ferahlatıcı özelliği ve hoş kokusuyla sevilen bir sebze olan salatalık, mutfağımızda salata, cacık ve turşunun vazgeçilmezidir. Özellikle küçük ve körpe salatalıkların tadına doyum olmaz.
Salatalıkta A, B1, B2 VE C vitaminleri ile fosfor, demir, kükürt ve protein bulunur.
İdrar söktürür, kanı temizler, bağırsakları yumuşatarak kabızlığı giderir. Harareti keser, sinirleri yatıştırır, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Ayrıca kolesterolü de düşürür. Cilt bakımı ve temizliği için de kullanılır.
SARIMSAK
Beyaz, büyük ve diş diş sarımsakların yanı sıra, kırmızımsı ya da eflatunumsu olanlarına da rastlanır. En makbul olanları beyaz ve küçük olanlarıdır. Yemek ve salatalara hoş bir lezzet katmak için kullanılır.
Sarımsak da A, C, P ve B vitaminleri ile kalsiyum, magnezyum, potasyum, selenyum, çinko, fosfor ve demir mineralleri bulunur.
Vücuda güç ve enerji verir. Zehirlenmelerde kullanılır. Tansiyonu düşürür. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Kansere karşı koruyucudur. Astım, bronşit, basur ve varis rahatsızlıklarında faydalıdır.
Sarımsak mutlaka çiğnenerek yenmelidir. Yutulmasının hiçbir faydasının olmadığı söylenmektedir. 
SOĞAN
Yemeklerin eşsiz ve vazgeçilmez tadı soğan…  Bileşiminde protein, karbonhidrat ile potasyum, kalsiyum mineralleri, folik asit ve C vitamini vardır. Soğanın birçok türü vardır:
1 ) Taze Soğan: Yeşil soğan olarak da bilinir. Salata ve etlerin yanında garnitür olarak yenen bir sebzedir.
2 ) Arpacık Soğan: Soğan yahnilerinde, bazı et yemeklerinde ve zeytinyağlılarda kullanılır.
3 ) Kırmızı Soğan: Kabuğu mor renklidir. Genellikle çiğ olarak yenir. Salata ve piyazlarda kullanılır.
4 ) Yazlık Soğan: Beyaz kabuklu olan bu soğan bol sulu ve tatlıdır. Salatalarda ve bazı yemeklerde kullanılır. Özellikle köfte ve dolmalarda sulu olmasından dolayı kullanılmaz.
5 ) Kışlık Soğan: Pazar ve marketlerde en çok gördüğümüz soğandır. Fazla sulu değildir. Tüm yemeklerde ve yahnilerde kullanılır.
 
 
ÖNEMLİ UYARI: Yazılar, derlemedir. Kirikcatal.com'un amacı ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik olup, sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden sitemiz sorumlu tutulamaz. Herhangi bir sağlık probleminizde mutlaka doktorunuzla görüşünüz.
 
 
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
zuleyha
 
1
 

LİNKLER

 
 
       

Tarifi ekleyen : KIRIK ÇATAL

       

Tarifi ekleyen : KIRIK ÇATAL

       

Tarifi ekleyen : KIRIK ÇATAL

 
 
       
       
 
 
       
       
 
 
       
 
 
       
       
 
 
       
       
 
 
       
       
 
 

Copyright © 2011 KIRIK ÇATAL.com Tüm Hakları Saklıdır..