TÜRK SİNEMASI VE  BAŞ YAPITLARI

21.05.2011

 
TÜRK SİNEMASI VE BAŞ YAPITLARI

 
YAVUZ TURGUL
Türk gazeteci, sinema filmi yönetmeni ve senaristtir. İlk kez Sultan filminin senaryosuyla dikkat çekti. Çiçek Abbas ve Züğürt Ağa filmleriyle başarısını devam ettirdi. 1984 yılında, Fahriye Abla ile yönetmenliğe başladı. Muhsin Bey ve Gölge Oyunu filmlerinin ardından, 1996 yılında izleyici rekorları kıran Eşkıya filmini çekti ve başarısını en üst düzeye çıkardı. Senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği Gönül Yarası adlı filmi yaptı. Gönül Yarası, aynı yıl Türkiye’den Oscar adayı olarak gösterildi.
 
Filmografi: Fahriye Abla (1984), Muhsin Bey (1987), Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (1990), Gölge Oyunu (1993), Eşkıya (1996), Gönül Yarası (2005), Av Mevsimi (2010)…..
 
 MUHSİN BEY
1987 yılında yapılmış olan filmi, Yavuz Turgul yazmış ve yönetmiştir. 1980 sonrası Türkiye’sinin getirdiklerine inatla kafa tutan Muhsin Bey (Şener Şen) ve Urfa’dan gelen yeni ses, arabeskçi Ali Nazik’in (Uğur Yücel) öyküsü, toplumda değişimle açılan yaralara ayna tutuyor. Film; ilkelerine bağlı eski bir müzik yardımcısı olan Muhsin Bey ve şöhret olmak isteyen Ali Nazik ismindeki saf delikanlının basit macerası olarak başlayıp, Muhsin Bey’in yaşam ve onur mücadelesine dönüşen olayları konu almaktadır. Yavuz Turgul’un Şener Şen’le işbirliğinin en önemli duraklarından olan Muhsin Bey, sağlam senaryosu ve dramatik kurgusuyla, en iyi on Türk filminden biri seçilerek Karlovy Vary Film Festivali’nde gösterildi.
 
 
 
 
BİLGE OLGAÇ ( 1940- 3 Mart 1994)
Sinemaya 1962 yılında Memduh Ün’ün yönettiği Kısmetin En Güzeli filminde yönetmen yardımcılığıyla adım attı. 1965’te Üçünüzü de Mıhlarım ilk yönetmenliğidir. Bu dönemin tek kadın yönetmeni unvanını aldı. Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı Bir Gün Mutlaka yönetmenin son filmi oldu. 1984 yılında birçok ödül alan Kaşık Düşmanı’nı çekerek sinemaya tecrübeleriyle döndü. Filmografisindeki çeşitliliğe rağmen toplumsal gerçeklere eğilen bir yönetmen olarak tanındı. Çoğunun senaryosunu da yazdığı 33 filmi vardır.
 
Filmografi: Bir Gün Mutlaka (1975), Kaşık Düşmanı (1984), Gülüşan (1985), Üç Halka 25 (1986), İpekçe (1987), Umut Hep Vardı (1991), Kurşun Adres Sormaz (1992), Bir Yanımız Bahar Bahçe (1994)……
 
 KAŞIK DÜŞMANI
Bir köy düğünü sırasında meydana gelen tüp patlaması sonucu davetliler büyük bir can kaybına uğrar. Çok sayıda çocuk ve kadın ölür. Bu durum özellikle kadınsız kalan köyün erkeklerini etkiler. Kadınsız kalan köyün erkekleri böylesine bir dramı yaşadıkları sırada, köye bir Alman sinema ekibi gelir. Amaçları, tüp gaz felaketi üzerine bir film çekmektir. Ekipteki bir Alman kadını, daha önce bir gazetede fotoğraflarını gördüğü köy delikanlısıyla (Halil Ergün) ilgilenmektedir. Düğüne katılmadığı için köyün sağ kalan tek kadını (Perihan Savaş) ise olaydan sonra aklını oynatmıştır. Deli kadın, Alman kadının ilgilendiği erkeğe karşı bir şeyler hissederse de bilinçsizdir.
 
 
 
 
 
FATİH AKIN
Türk yönetmen ve senaryo yazarı. Avrupa’nın en iyi yönetmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. 58. Cannes film festivalinde Emir Kusturica’nın başkanlığını jüride yer almıştır. Ünlü yönetmenin 2004’te çektiği Duvara Karşı filmi, Britanya Film Enstitüsü tarafından Almanya’nın bugüne kadar çekilmiş en iyi filmi seçilmiştir. İlk uzun metrajlı filmi Kısa ve Acısız Locarno Film Festivali’nde Bronz Leopar da olmak üzere toplam 4 ödül aldı. Farklı festivallerce 23 ödüle layık görülen Duvara Karşı, Berlin Film Festivali’nde en iyi film dalında Altın Ayı’nın sahibi oldu.
 
Filmografi: Kısa ve Acısız (1998), Temmuzda (2000), Solino (2002), Duvara Karşı (2004), Kebap Connetion (2005), Takva (2006), Yaşamın Kıyısında (2007), Chiko (2008), New York Seni Seviyorum (2009)….
 
 
 
  DUVARA KARŞI
Cahit Tomruk (Birol Ünel) 40 yaşlarında Almanya’da yaşayan, hayattan vazgeçmiş bir Türk’tür. Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır. Psikiyatri kliniğinde Sibel Güner ( Sibel Kekilli) ile tanışır. O da intihar girişiminde bulunmuş bir Türk’tür. Sibel, Cahit’ten onunla evlenmesini ister, böylece tutucu ailesinin onu bunaltan kurallarından kurtulabilecektir. Cahit, başta bu teklifi reddeder ama ardından plana uymayı kabul eder. Plana göre sadece ev arkadaşı hayatı yaşayacaklardır. Fakat birbirlerine âşık olmalarıyla durum karmaşık bir hal alır. Ve Cahit’in Sibel’in sevgililerinden birini öldürmesiyle sonuçlanır. Cahit hapishaneye düşerken, Sibel İstanbul’a gider. Cahit, hapisten çıkacak ve onu bulacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
ÇAĞAN IRMAK
Türk yönetmen ve senaryo yazarı. Ege Üniversitesi Radyo-TV bölümünden mezun oldu. Asmalı Konak adlı televizyon dizisiyle ismini bütün Türkiye’ye duyurdu. Sonra 1980’li yılların karışık, gergin ve politik halini anlatan Çemberimde Gül Oya dizisini yazdı ve yönetti. Bana Şans Dile, Mustafa Hakkında Her şey, Babam ve Oğlum, Ulak, Issız Adam, Karanlıktakiler ve Prensesin Uykusu adlı yedi uzun metrajlı sinema filmi ve Çilekli Pasta, Düşlerimdeki Atatürk adlı TV filmi olmak üzere, ödüllü kısa filmleri de bulunmaktadır. Asmalı Konak (2002-2004) ve Çemberimdeki Gül Oya ((2004-2005) dizilerinden başka Günaydın İstanbul Kardeş (1998-2001), Şaşı Felek Çıkmazı (2001), Yol Arkadaşım (2008-2009) ve Kâbuslar Evi (2010) adlı dizileri de vardır.  
                                                   
Filmografi: Çilekli Pasta (2000), Bana Şans Dile (2001), Mustafa Hakkında Her Şey (2004), Babam ve Oğlum (2005), Ulak (2007), Issız Adam (2008), Düşlerimdeki Atatürk (2008), Karanlıktakiler (2009), Prensesin Uykusu (2010)
 
 
BABAM ve OĞLUM
1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askeri darbe yapılmıştır. Sadık’ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz’i Ege’deki çiftliğe, annesinin ve konuşmadığı babasının yanına götürmekten başka bir yol bulamaz. Sadık’ın yıllar sonra oğluyla beraber yeniden çiftliğe dönüşünün, 12 Eylül darbesi arka planında aktarıldığı film, Türkiye’de 3.500.000 izleyici sınırını aşan nadir filmlerden biridir.  
 
 
 
 
 
 
ATIF YILMAZ (9 Aralık 1925-5 Mayıs 2006)
Yeşilçam’ın nitelik ve nicelik olarak en fazla üreten yönetmenlerindendir. 119 filme imzasını attı, 51 filmin senaryosunu yazdı ve 27 filmin yapımcılığını üstlendi. Türk sinema tarihinin 1950 sonrası evrelerini onun filmlerinde görmek ve gözlemlemek mümkündür. Türk sinemasında tanınan birçok ünlü yönetmenin yetişmesinde katkısı oldu. Filmlerinde daha çok kadın kahramanlara yer vermiştir. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en çok ödül alan yönetmen olarak da tarihe geçti.
 
Filmografi: Keşanlı Ali Destanı (1965), Toprağın Kanı (1966), Selvi Boylum Al Yazmalım (1978), Bir Yudum Sevgi (1984), Ah Belinda (1985), Adı Vasfiye (1986), Hayallerim, Aşkım ve Sen (1987), Berdel (1992)…..
 
 
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM
Selvi Boylum Al Yazmalım, kamyon şoförü İlyas ile köylü kızı Asya’nın destansı aşkının filmidir. Dönemin politik yapısına da uyum gösteren film, sevgi nedir sorusunun cevabını arar ve filmin sonunda bu cevabı verir: Sevgi, emektir. Atıf Yılmaz’ın ve Türk sinemasının başyapıtlarından biri olan Selvi Boylum Al Yazmalım, Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Kırmızı Eşarp adlı öyküsünden uyarlanmıştır. İlyas, Asya’yı çok sevmesine rağmen, mutlu evlilikleri, İlyas’ın kıskançlığı ve alkol alışkanlığıyla sarsılıp, evlilik dışı ilişkisiyle sona erer. Hayatları tam da bir çıkmaza girmişken Karşılarına Cemşit çıkar. Cemşit hiçbir karşılık beklemeden onlara sıcak bir yuva verir ve Asya’nın oğluna babalık yapar. Yıllar geçer ve İlyas ansızın yeniden karşılarına çıkar.
 
 
 
 
 
ÖMER LÜTFÜ AKAD
Türk sinemasının “koca çınarı” olarak bilinen Akad, tiyatro ve sinema yazıları yazdı. Türk sinemasında tiyatro geleneğinden sinema tekniğine geçiş Lütfü Akad’la başladı. 1948 yılında Vurun Kahpeye ile başladığı yönetmenliğini halk masalları uyarlamalarıyla sürdürdü, polisiye filmleriyle sinema dilini geliştirdi. Kendisinden önceki sinemacılardan farklı olarak sinema tekniği ve diline yeni bir anlayış getirdi. Belgeseller çekti, senaryo yazarlığı yaptı. Başyapıtı Gelin, Diyet, Düğün üçlemesidir.
 
Filmografi: Vurun Kahpeye (1948), Lüküs Hayat (1950), Kanun Namına (1952), Üç Tekerlekli Bisiklet (1962), Kızılırmak-Karakoyun (1967), Vesikalı Yarim (1968), Gelin (1973), Düğün (1974), Diyet (1975)….
 
 GELİN
Gelin, Düğün ve Diyet bir üçlemenin parçalarıdır. Her filmde büyük şehre yerleşen köylü ailelerin yaşadıkları kültürel şoku farklı bir açıdan ele almaktadır. Gelin, büyük şehirde tutunmak için çılgınca bir çaba veren ve bunun sonucu gözü kararmış olan bu “ocak” içinde kendisi ve sevdikleri için kavgaya tutuşan genç bir kadının serüvenini sade ve vakur bir dille anlatır. Gelin uzun ve sancılı bir uyanış sürecinden geçerek, kör cehaletin ve geleneklere bağnazca sarılmanın kepazeliğe varabileceği ve belirli dinsel adetlerin, katı yürekliliği ve para kazanma hırsını pek de gizleyemeyen ikiyüzlü bir kisveye bürünebileceği gerçeğini kavrar. Gelin 15. Altın Koza Film Festivali’nde, En İyi Film Ödülü aldı.
 
 
 
 
   
ŞERİF GÖREN
Türk sinema yönetmeni. 14 Ekim 1944 İskeçe doğumludur. 1956 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar adına verilen bir bursu kazanarak Türkiye’ye geldi ve İstanbul Erkek Lisesi’ne girdi. Kurgucu olarak başladığı sinema hayatını yönetmen yardımcılığı ve yönetmenlikle sürdürdü. Pek çok filmde Alfred Hitchcock tarzı küçük roller aldı. Ancak Sen Türkülerini Söyle filminde başrollerden birini de oynadı. Amerikalı filminden bu yana beyaz perdeden uzak kalsa da son dönemlerde Serseri Âşıklar, Kırık Ayna ve Ah İstanbul adlı dizileri yönetti.
 
Filmografi: Endişe (1974), Yol (1982), Derman (1983), Firar (1984), Kurbağalar (1985), Yılanların Öcü (1985), Sen Türkülerini Söyle (1984), Katırcılar (1987)….
 
 
 
YOL
Yılmaz Güney’in cezaevindeyken senaryosunu yazdığı ve Şerif Gören’in yönettiği Yol, Türk sineması için bir başyapıttır. Yol, yarı açık cezaevinden bir haftalığına izne çıkmış beş mahkûmun yol hikâyesidir. Önce otobüs ve trenle süren yolculuk boyunca, ayrı ayrı beş mahkûmun hayat hikâyeleri ve yaşantılarından kesitler aracılığıyla, alabildiğine geniş ve ayrıntılı bir Türkiye panoraması çizer. Mahkûmların ‘yitik yaşamları’na tanıklık eder. Dolayısıyla, konusu mahkûmlar aracılığıyla anlatılan hikâyenin sunduğu panorama, asıl olarak, ülkenin ‘içerisi ve dışarısıyla 45 milyonluk (o zaman ki Türkiye nüfusu) bir hapishane’ olduğu gerçeğinin altını çizer. 1982’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü almıştır.
 
 
 
 
 
 
YILMAZ GÜNEY
Yönetmen, oyuncu, senarist ve öykü yazarı. Türk sinemasında çığır açan yapımlara imza atmış, Yeşilçam’ın klişelerini sarsmış ve başarılı yönetmenliğiyle Türk sinemasında bir kilometre taşı olmuştur. “Çirkin Kral” lakaplı Güney, hapishane yıllarında kaleme aldığı Yol adlı film senaryosuyla Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü kazanmıştır. Umut, Arkadaş ve Sürü Yılmaz Güney’in önemli filmlerinden bazılarıdır. 1984 yılında mide kanserinden ölen Yılmaz Güney, son yıllarını Paris’te geçirdi.
 
Filmografi: Seyit Han, Acı, Ağıt, Umutsuzlar, Baba, Arkadaş, Sürü, Duvar….
 
UMUT
Senaristliğini, yönetmenliğini, yapımcılığını ve başrol oyunculuğunu Yılmaz Güney’in yaptığı filmdir. Umut filmi, Türk sinemasında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Kullanılan sinema tekniğiyle ve diliyle de hem Yılmaz Güney’in önceki filmlerinden ayrılır, hem de sonrasında başka yönetmenleri etkiler. Siyah-beyaz olarak çekilen filmde, faytonculuk yaparak yaşamını kazanmaya çalışan Cabbar’ın ve ailesinin içine düştüğü çıkmazlardan kurtulmaya çalışması anlatılır. Atı bir arabanın çarpması sonucu ölen Cabbar, ailesini geçindirmek için emeğiyle çalışarak para kazanamayacağını düşünerek, kestirme bir yol aramaya başlar. Aldığı milli piyango biletine de ikramiye çıkmayınca, bu kez defineci olmaya karar verir.
 
 
 
 
 
METİN ERKSAN
Türk yönetmen ve sinemacı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünü bitirdi. 1952’de senaryosunu Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı Karanlık Dünya-Âşık Veysel’in Hayatı filmiyle yönetmenliğe başladı. Edebiyat uyarlamalarına yönelerek kırsal kesim insanlarının sorunlarını işlediği filmlerle başarı sağladı. Susuz Yaz, Berlin Film Şenliği’nde Altın Ayı Büyük Ödülü, Yılanların Öcü (1962), 1966 Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazandı. Kuyu filmi (1968) 1.Adana Film Şenliği’nde birinci oldu. Ulusal Sinema anlayışının temsilcisi oldu.
 
Filmografi: Gecelerin Ötesi (1961), Yılanların Öcü (1962), Suçlular Aramızda (1964), Susuz Yaz (1964), Sevmek Zamanı (1965), Kuyu (1968)….
 
SUSUZ YAZ
Köyde çiftçilik yapan Osman, kendi toprağı içinden çıkan suyu sahiplenmek ister. Suya ihtiyaç duyan köylülerse onun karşısında yer alır. Su kavgası büyüyünce Osman’ın kardeşi Hasan’da hapse düşer. Tutkularını kontrol edemeyen Osman, kardeşi hapisteyken onun karısı Bahar’a yönelir. Hasan, tahliye olduktan sonra, Osman’ın yalan söyleyerek karısını da elinden aldığını ve evlendiklerini öğrenince çileden çıkar. Filmin Türkiye’de sansür kurulu tarafından filmde başakların boyları kısa gösteriliyor, bu nedenle ülkemiz küçük düşürülüyor gibi bir nedenden dolayı yasaklanmıştır. Bunun üzerine filmin yapımcısı Ulvi Doğan, filmin negatiflerini yurt dışına kaçırmış ve film, Berlin Film Festivali’nde Altın ayı Ödülü’nü kazanmıştır.
 
 
 
 
 
ZEKİ ÖKTEN (4 Ağustos 1941- 19 Aralık 2009)
Dokuz yıl asistanlığa devam ettikten sonra 1972’de Kadın Yapar, ardından da 1973’te Bir Demet Menekşe ile dikkatleri üstüne çekmeyi başardı. Selim İleri’nin senaryosunu yazdığı film, bir aşk hikâyesi üzerinden toplumsal bakış açısını dile getirmekteydi. Zeki Ökten’in sinemaya bakış tarzı bu filmle kendini gösterdi. İkinci yeni kuşak sinemacılar arasında yerini aldı. Askerin Dönüşü, Sürü, Düşman adlı filmlerinde gerçekçi üslubunu korurken, Hanzo, Kapıcılar Kralı ve Faize Hücum gibi filmlerinde toplumsal sorunları komediyle vermeyi başardı. Yurtiçi ve yurtdışında birçok ödülün sahibidir.
 
Filmografi: Kadın Yapar (1972), Kapıcılar Kralı (1976), Çöpçüler Kralı (1977), Sürü (1978), Düşman (1979), Faize Hücum (1982), Ses (1986), Düttürü Dünya (1988), Güle Güle (1999), Gülüm (2003), Çinliler Geliyor (2006).
 
 
SÜRÜ
Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı Türk Sineması’nın başyapıtlarından olan Sürü, uluslar arası başarılara imza atarak 11 ödül aldı. 1979’da Locarna Film Festivali ve 1980’de 10.Uluslararası Antwep Film Festivali’nde En İyi Film ödülü de bunlar arasındadır. Sürü filmi, bir ülkenin kültürel ve toplumsal yapısının eleştirel bir biçimde kolayca kavranabilen görüntüsünü sunuyor. Bir yandan, kadınların sadece bir nesne gibi kullanıldığı, geleneklerine bağlı pederşahi bir toplumu, diğer yandan genç bir çiftin, bu baskıcı modeli kırmaya çalışmasını görmekteyiz. Filmde, bir sürünün Anadolu’nun doğusundan batısına trenle taşınması ön plana çıkarılarak Anadolu’nun yoksulluğu, çaresizliği ve o günlerin siyasal çelişkileri ve çatışmaları perdeye yansıtılmaktadır.
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
1
 

LİNKLER

 
 
       

Tarifi ekleyen : KIRIK ÇATAL

       

Tarifi ekleyen : KIRIK ÇATAL

       

Tarifi ekleyen : KIRIK ÇATAL

 
 
       
       
 
 
       
       
 
 
       
 
 
       
       
 
 
       
       
 
 
       
       
 
 

Copyright © 2011 KIRIK ÇATAL.com Tüm Hakları Saklıdır..